EMRE SATI

Kişisel Blog

The Hobbit Trailer


The Hobbit 2012 Aralık'ta sinemalarda...

2001: A Space Odyssey [Stanley Kubrick 1968]

İnsanoğlunun evrimini Darvinci bir bakış açısıyla karikatürize eden 2001: A Space Odyssey (1968, 2001: Uzay Macerası), sık sık söylendiği gibi bilimkurgu sinemasının şimdilik en yetkin örneği. Stanley Kubrick’in fazlasıyla titiz ve saplantılı çalışma tarzının en belirgin dışavurumu olmasının yanında (Stanley Kubrick ve İngiliz yönetmen David Lean belli aralıklarla film çeken yönetmenlerin başında geliyor.)  bilimkurgu sinemasının tarihini yeniden yazan, türü yenileyen orijinal bir seyirlik. Sözden çok görüntüye sırtını yaslayan,  izleyicinin yorumuna fazlasıyla ihtiyaç duyan, hemen her izleyenin farklı açılardan okuyabileceği çok katmanlı, benzersiz bir yapıt 2001: A Space Odyssey. Bu kısa denemede Friedrich Nietzsche’nin temel kuramlarından hareketle –tabiî ki sınırlı olarak- 2001: A Space Odyssey’in doğasını keşfe çıkmaya çalışacağım.
Stanley Kubrick’in jenerik müziği olarak Richard Strauss’un “Also Sprach Zarathustra” (Böyle Buyurdu Zerdüşt) sına yer vermiş olması boşuna değil. Bilindiği gibi “Böyle Buyurdu Zerdüşt” aynı zamanda Alman filozof Friedrich Nietzsche’nin başyapıtı da. Nietzsche bu yapıtında üstinsan, bengüdönüş (sonsuzdönüş) gibi sonradan çokça tartışılacak kuramlarını ortaya atmıştı. Nietzsche’ye göre evren, insanlık ve düşünce sürekli kendini yineliyor ve sonunda yine aynı noktaya geri dönüyordu. Kâinatta değişmeyen bir töz vardı, o da değişim ve kendini yineleme/tekrar etme potansiyeli. Öyleyse bu noktada üstinsan devreye girmiş ve evrendeki birçok değişimin öncüsü olmuştur. Bir kısırdöngüyü andıran bu dar çemberin kabuğunu kıran, insanlığa, düşünceye, evrene yeni bir bakış açısı kazandıran yine üstinsandır. Üstinsan aynı zamanda kendisinden başka kimseye benzemeyen, sürekli kendisini aşan, durağanlığa, hareketsizliğe, düşünce tembelliğine son veren kişidir de.
Nietzsche, “Zerdüşt’ün Öndeyişi”nde şöyle der: “İnsan alt edilmesi gereken bir şeydir. Onu alt etmek için ne yaptınız?… Bütün varlıklar şimdiye dek kendilerinden öte bir şey yaratmışlardır: peki siz bu büyük yükselişin inişi olmak ve insanı alt edecek yerde hayvanlara dönmek mi istiyorsunuz?… İnsana göre maymun nedir? Gülünecek bir şey ya da acı bir utanç. İnsan da tıpkı böyle olacaktır üstinsana göre… Maymundunuz bir zamanlar ve şimdi bile insan, her maymundan daha maymundur… İçinizde en bilgeniz bile uyumsuzluktur, bitki ve görüntü melezidir… Üstinsan yeryüzünün anlamıdır… İnsanda büyük olan, onun köprü olmasıdır, erek değil: insanda sevilebilecek olan, onun karşıya geçiş ve batış olmasıdır.”

Spring, Summer, Fall, Winter... and Spring [Ki-Duk Kim 2003]

İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ve İlkbahar, sembolik açıdan oldukça doygun bir film. Filmin ismi mevsimleri anıştırmaktan öte insan yaşamını da sembolize etmektedir. İsterseniz ilk olarak filmin isminden yola çıkarak kafa yoralım.
İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış ve İlkbahar insan yaşamının evrelerini sembolize etmesine rağmen bu imgesel isim İlkbahar ile başlayıp İlkbahar ile bitmektedir. Bunun nedeni yaşamı, bereketi, doğumu ve en önemlisi yeniden doğuşu temsil etmesidir. Budizm’de de görülebileceği üzere bir tür ‘reankarne’ ritüeline rastlamaktayız. İnsanoğlu yaşamı sona erdiğinde farklı bir bedenle (hayvan bedeni de olabilir) dünyaya gelecektir. Filmde de görüldüğü üzere birçok hayvan sembolik anlamda önemli bir rol oynamaktadır. Filmin ‘sonbahar’ evresindeki rahibin kendini yakma evresini hatırlayacak olursak, sonrasında yanan kayığın altından çıkan ‘yılan’ bu yeniden doğuşun ifadesi olacaktır. Aslında kendimize şu soruyu sorabiliriz: Neden her mevsimde insanın farklı evreleri gösterilirken, başrahip (Yeong-su Oh) karşımıza sürekli aynı mazharla çıkmaktadır? (ruhsal anlamda bir değişim mi söz konusudur, bunu ileride sonbahar mevsiminde işleyeceğiz.) Mevsimler ilkbahar ile başlayıp bitmesine rağmen yaşlı rahip kendini ‘sonbahar’da kayığın üstünde yakmaktadır. Bu da bizleri mevsimleri birbirlerini izleyen silsile olarak ele almak yerine, ayrı olarak ele almaya zorlamaktadır. Ya da uzak doğu öğretilerinde görmeye aşina olduğumuz usta-çırak, öğretmen-öğrenci ilişkisindeki, öğretiye sahip olanın (yaşlı rahip) amacı öğrenene (genç rahip) yol göstermesidir. Biraz kafa karıştırıcı olsa da kendi görüşüm yönetmenin bu filmde anlattığı ya da aktarmak istediği şey Budizm’in doğuşudur. Filmi dikkatle incelersek genç rahibin çocukluk evresiyle başlanır ve seyirci olarak bu çocuğun oraya nasıl geldiği hakkında hiçbir fikir ortaya atılmaz. Bunu ancak filmin sonundaki ‘annenin bebeğini bıraktığı sahne’den anıştırma yoluyla öğreniriz. Genç rahip de aynı şekilde mi oraya gelmiştir? Bu kısır döngü içerisinde devam eden olaylar zinciri sürekli tekrarlanmasına rağmen yaşlı rahibimize ait gençliğinden kalma hiçbir ize rastlamayız. (örneğin genç rahip ceza olarak yüzer şekildeki tapınağa bıçak ile harfleri kazır ve o iz sürekli tapınağın girişinde kalır; ama yaşlı rahibin tapınak üzerinde geçmişte çekmiş olduğu bir cezanın izine rastlayamayız) Bu da bizi bu döngünün kısır olmasından çok birbirinden farklı öykülere götürmektedir. O zaman şöyle bir varsayıma ulaşabiliriz. Kullanılan mevsimler birbirinden bağımsız ve sadece neyi temsil ediyorsa onu temsil ediyordur. Aralarındaki bağ sadece ardı ardına gelmelerinden ibarettir. Ve her insanın başlangıç ve bitiş mevsimleri farklıdır, dolayısıyla her döngü ilkbahar ile başlayıp ilkbahar ile bitmek zorunda değildir. Sadece ele alınan konunun ya da genç rahibin hayatının ele alınmış olması söz konusudur. Budizm’in kurucusu sayılan Buddha’nın (gerçek ismi Siddhartha Gautama) yaşamını incelediğimizde bu filmden izlere rastlamak mümkündür. Bir örnek ile bu paragrafı kapatalım. Buddha’nın yaşamını incelersek kendisinin uzun süre (29 yaşına kadar) bir saray içerisinde yaşadığı bilinmektedir. Refah ve rahat dolu bir yaşam içerisinde yaşayan Buddha dışarıdaki dünyayı merak eder ve dışarı çıktığı zaman saraydaki yaşamın dışarıdaki yaşamdan oldukça farklı olduğunu görür. Ölümü görür ve bu konu hakkında hiçbir fikri yoktur. Fakir ve yoksul içindeki halkı görür ve bu konu hakkında hiçbir fikri yoktur. Ve o andan itibaren bu keşifler yaşamında sarsılmaz birçok düşüncenin, duygunun oluşmasına neden olacaktır. Filmdeki genç rahibimizin de büyük ihtimalle tapınaktan çıkar çıkmaz göreceği gerçeklerle oldukça benzeşmektedir. 

Süt

Semih Kaplanoğlu 2007 yılında çektiği Yumurta filmi ile hem bir üçlemeye başlamış; hem de sinemasını ve kendisini kendi halinde arthouse filmler çeken, ulusal sinemadan pek öteye geçemeyen bir yönetmen olmaktan çıkarmıştı. Meleğin Düşüşü umut veren ama sınır ötesine pek geçememiş bir filmdi, belki kapasitesi yetmemiş belki de pazarlaması iyi yapılamamıştı ama Yumurta her yönüyle evrensel bir film haline geldi. Yurtdışı festivallerde gösterimler, adaylıklar ve ödüller elde etti, yurtiçinde ise bütün ödülleri topladığı yetmediği gibi; Underground fanzinlerden, Hıncal Uluç gibi popüler kültür yazarlarına kadar herkesin konuştuğu bir film haline geldi. Kaplan Film Production her geçen gün pazarlama konusunda da kendini geliştiriyordu. Tabi Yumurtayı iyi pazarlanmış bir film olarak nitelemek nüyük bir hata zira Kaplanoğlu'nun ince ince işlediği bir sinema eseri. Bir üçleme olarak Süt'e gelmeden önce Yumurta'dan bir kaç kelam etmek gerekliliği kaçınılmaz, zira birbirine sımsıkı bağlanmış iki film Yumurta ile Süt. Muhtemelen Bal da öyle olacak. 

Double Driver- Windows 7 Sürücü Yedekleme

Windows 7'de driver yedeklemek için çok güzel bir program anlatacam.Bu program en çok teknik servis işiyle uğraşan arkadaşların işine yarıyacak diye düşünüyorum.Program Windows 7'de driver'ları yedeklememize imkan sağlıyor.Ve olası bir formattan sonra tek tıklamayla kurabiliyoruz.Programımızın ismi Double Drive 4.0.Ücretsiz ve portable'dır.
İndirmek için tıklayın.


Not: Alıntıdır.

Christopher Smith - Gently Gently


Christopher Smith - Gently Gently from Boompa Records on Vimeo.

SuperBar Monitor - Windows 7 Görev Çubuğu Sistem İzleme Araçları

 Windows 7 Sistem kaynaklarını izlemek için birçok gadget çıkartıldı.Ama hiçbiri görev çubuğunda bu kadar güzel durmamıştı.Bu bir gadget değildir.Daha çok görev çubuğunda duran bir programı anırıyor.Ama sürekli değişken.Anlık Cpu, Batarya durumu, Ses Volümü, Ram, Hafıza durumunu izliyebilirsiniz. Sizde görev çubuğunda Sisteminizi bu şekilde izlemek istiyorsanız, buradan ücretsiz Windows 7 SuperBarMonitor araçları paketini indirebilirsiniz.
Not: Alıntıdır. Kaynak: http://windows7li.blogspot.com/2010/04/windows-7-gorev-cubugu-sistem-izleme.html